İKİNCİ EL ARAÇ SATIŞINDA SATICININ AYIPTAN SORUMLULUĞU
İkinci el araç satın alımlarında, satış sonrası ortaya çıkan arızalar hem alıcılar hem de satıcılar açısından sıkça hukuki uyuşmazlıklara neden olmaktadır. Özellikle satın alma sonrasında ortaya çıkan motor arızaları, kilometre düşürme, ağır hasar kayıtları veya ciddi onarım gerektiren durumlar, taraflar arasında hukuki sürecin başlamasına yol açabilmektedir.
Bu yazımızda sıkça karşılaşılan şu sorulara yanıt vermeye çalışacağız:
“İkinci el satın aldığım otomobilde arıza çıktı, satıcıdan zararımı isteyebilir miyim?”
“İkinci el satın alınan araçta hangi tür ayıptan satıcı sorumludur?”
“İkinci el satın alınan araçlarda oluşan ne tür arızalar gizli ayıp sayılır?”
“Satın aldığım otomobil kısa sürede ciddi masraf çıkardı, bunları talep etme hakkım var mı?”
“İkinci el satın aldığım otomobilde kilometre ile oynandığını tespit ettim. Haklarım neler?”
“İkinci el satın aldığım otomobil ciddi motor masrafı çıkardı. Zararımı kimden ve ne şekilde isteyebilirim?”
“Satıcının ilanda belirttiğinin aksine satın aldığım otomobilde arıza çıktı. Haklarım neler?”
“Satın aldığım araçta çıkan arızaları satıcıya ne zaman bildirmeliyim?”
“Satıcı ‘Noterden satış yaptık, eksper raporu aldın; ben masrafı karşılamam’ diyor. Bu durumda hukuki haklarım nelerdir?”
“Satıcı ilanda ‘Bakımları tamdır.’ demişti, araçta bakım kaynaklı arıza çıktı. Kim zararı karşılayacak?”
sorularına cevap vermeye çalışarak, ikinci el olarak satın alınan araçlarda yaşanabilecek hukuki durumları detaylı şekilde ele almaya çalışacağız.
GÖREVLİ MAHKEME KONUSUNDA ÖNEMLİ TESPİT: TÜKETİCİ MAHKEMESİ Mİ, ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Mİ?
İkinci el olarak vatandaşların birbirleri arasında gerçekleştirdiği araç satışları veya vatandaşın galericiler gibi ticari anlamda araç satan yerlerden satın aldığı araçlarda sonradan bir ayıp ortaya çıkması ve ciddi masraflarla karşı karşıya kalınması, ülkemizde en sık yaşanan hukuki sorunların başında gelmektedir.
Bu durumda öncelikle tespit edilmesi gereken husus, ilgili satışın hukuki niteliğinin ne olduğu ve uyuşmazlığa hangi mevzuat hükümlerinin uygulanacağıdır.
İkinci el araç satışlarında uygulanacak hukuk kuralları tarafların sıfatına göre belirlenmektedir:
Tüketici İşlemi:
Satıcı bir galeri veya ticari işletme olup, alıcı şahsi amaçla hareket eden bir kişi ise 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır ve işlem tüketici işlemi sayılır. Bu durumda görevli mahkeme Tüketici Mahkemesidir.
Ticari Satış:
Her iki tarafın da tacir olduğu ve satın alınan aracın ticari amaçla alındığı durumlarda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
Adi Satış:
Yazımızda asıl üzerinde durmak istediğimiz satış türü bu olup, en yaygın şekilde görülen satış türüdür. Ticari amaç gütmeyen iki vatandaş arasındaki noter aracılığıyla yapılan araç satışları bu kapsamda değerlendirilir.
İki şahıs arasındaki satışlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri (m. 219-231) uygulanacak olup, bu durumda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir.
ALICININ GÖZDEN GEÇİRME (MUAYENE) YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Türk Borçlar Kanunu’nun 223. maddesi gereğince alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse bunu uygun bir süre içinde satıcıya bildirmek zorundadır.
Madde 222 gereğince satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur.
Kanun maddelerinden de anlaşıldığı üzere alıcının, öncelikle gözle görülebilecek araç kısımlarını incelemesi ve basit bir kontrolle tespit edilebilecek durumları değerlendirmesi gerekmektedir.
Bu noktada satıcının sorumluluğunun tespiti açısından araç satışı öncesinde satıcının verdiği beyanlar ve özellikle araç satış ilanında belirtilen özellikler de belirleyici olmaktadır.
AYIP TÜRLERİ: SATICI, İKİNCİ EL OTOMOBİL SATIŞLARINDA “GİZLİ AYIPTAN” SORUMLUDUR
Araçtaki kusurlar açık ayıp ve gizli ayıp olarak ikiye ayrılır.
Açık Ayıp:
Basit bir muayene ile görülebilen ayıplardır. Kaporta eziği, çizikler, kozmetik eksiklikler, donanım eksiklikleri gibi durumlar açık ayıp kapsamındadır. Alıcı teslim anında bunları kontrol etmelidir.
Gizli Ayıp:
Basit bir incelemeyle anlaşılamayan, uzman incelemesi veya kullanım sonucu ortaya çıkan ayıplardır. Motor bloğundaki çatlak, şanzıman arızası, airbag tamiri gibi durumlar gizli ayıp kapsamındadır.
Gözden Geçirme Esası (TBK m.223):
Alıcı, imkân bulur bulmaz aracı gözden geçirmelidir. Gizli bir ayıp sonradan ortaya çıkarsa alıcı bunu hemen satıcıya bildirmek zorundadır. Bildirim yapılmazsa araç kabul edilmiş sayılır.
Ticari Satışlarda Süre:
TTK m. 23/1-c uyarınca açık ayıplarda 2 gün, gizli ayıplarda ise 8 gün içinde inceleme ve ihbar yükümlülüğü bulunmaktadır.
Türk Borçlar Kanunu Madde 219 uyarınca satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, kullanım amacı bakımından değerini azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik ayıplardan da sorumludur.
Satıcı bu ayıpların varlığını bilmese bile sorumludur.
AYIP SONRASI ALICININ SATICIYA BİLDİRİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Türk Borçlar Kanunu Madde 223 uyarınca:
“Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde satıcıya bildirmek zorundadır.
Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirilmelidir. Bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.”
Madde metninden de anlaşıldığı üzere, olağan gözden geçirme sonucu ortaya çıkan ayıp veya sonradan ortaya çıkan gizli ayıp en kısa sürede satıcıya bildirilmelidir.
Bu durumun istisnası olarak Türk Borçlar Kanunu madde 225 gereğince ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz.
Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da satıcının bildirim yapılmadığını ileri sürerek sorumluluktan kurtulması mümkün değildir.
AYIP SONRASI ALICININ SATICIYA BİLDİRİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ — NOTER YOLUYLA İHTARNAME ŞART MIDIR?
Bu konuda kanunda herhangi bir geçerlilik şartı mevcut değildir. Satıcıya yapılacak ayıp bildiriminin herhangi bir yolla yapılabileceği kabul edilmektedir. Ancak uygulamada önemli olan husus, bildirimin yapıldığının ispatıdır.
Bu nedenle her ne kadar bildirimin bir şekil şartı bulunmasa da, bildirim yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispatı açısından noter aracılığıyla ihtarname gönderilmesi en güvenli yöntem olarak tercih edilmektedir.
Bunun dışında iadeli taahhütlü posta, e-mail veya mesaj yoluyla da bildirim yapılabilmektedir. Ancak bu yöntemler ispat hukuku açısından bazı durumlarda sorun oluşturabilmektedir.
Ayıbın niteliğine, maddi boyutuna, tarafların sıfatına ve bildirim süresine göre değerlendirme yapılarak süresi geçmeden ayıp bildiriminin yapılması uygulamada oldukça önemlidir.
ORTAYA ÇIKAN AYIP GİDERİLMEDEN YAPILMASI GEREKENLER — DELİL TESPİTİ
Bu durumda alıcıların öncelikle:
-Satışa ilişkin ilan numarası, görseller ve satıcının vaatleri delil altına alınmalıdır.
-Arıza anında varsa gösterge panelinde çıkan uyarılar, raporlar ve diğer veriler kayıt altına alınmalıdır.
-Arıza hakkında yapılan her türlü masraf (çekici gideri, noter masrafı, otoyol hizmetleri vb.) fatura ve fiş ile belgelenmeli ve bu belgeler saklanmalıdır.
-Araç tamir edilmeden önce ayıbın niteliği, sebebi, tamir masrafları, tamir süresi ve değer kaybı gibi hususların mahkeme aracılığıyla delil tespiti yoluyla belirlenmesi oldukça önemlidir.
Bu sayede hem satıcının sorumluluğu tespit edilecek hem de olası uzlaşma görüşmeleri açısından teknik bir temel oluşturulacaktır.
Delil tespiti yaptırılması zorunlu olmamakla birlikte, ispat hukuku açısından oldukça önemli bir aşamadır.
Arıza ortaya çıktığında aracın tamir edilmeden önce mevcut durumunun ve arızanın satış anındaki kökeninin mahkeme kanalıyla tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Delil tespiti yaptırılmaksızın da fotoğraf, video, servis kayıtları ve diğer belgelerle açılmış ve kabul edilmiş davalar bulunmaktadır. Ancak delil tespiti yapılmasının ispat açısından önemli avantaj sağladığı açıktır.
Mahkemeden istenecek delil tespiti başvurusu ve bu raporun satıcıya tebliği hukuken ayıp ihbarı yerine geçebilmektedir (Antalya BAM 11. HD, 2022/40 E., 2025/228 K.).
İKİNCİ EL ARAÇ SATIN ALINIRKEN EKSPERTİZ İNCELEMESİ YAPILMIŞ OLMASI SATICININ SORUMLULUĞUNU ETKİLER Mİ? — EKSPERİN SORUMLULUĞU
İkinci el araç satışlarında satıcıların zaman zaman ekspertiz raporuna dayanarak sorumluluğu reddettikleri görülmektedir. Ancak ekspertiz incelemesinin yapılmış olması her zaman satıcının sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.
Eğer satış sırasında ekspertiz raporunda ilgili ayıp belirtilmiş ise alıcının bu durumu kabul ettiği değerlendirilebilir. Örneğin ekspertiz raporunda “motor yağ terletmesi kontrol edilmeli” şeklinde bir şerh varsa ve alıcı buna rağmen detaylı inceleme yaptırmazsa kusur indirimi uygulanabilmektedir.
Ekspertiz firması da rapordaki hatalı veya eksik bilgilerden dolayı sorumlu olabilir. Bu durumda satıcı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluk söz konusu olabilir.
Örneğin boya tespit edilememesi, kilometre bilgisi, değişen parça bilgisi gibi konularda hatalı rapor verilmesi halinde eksper firması da sorumludur.
Bunun yanında, ekspertiz incelemelerinde motor iç aksamının detaylı şekilde açılması genellikle yapılmadığından, sonradan ortaya çıkan gizli ayıplarda satıcının sorumluluğu devam edebilmektedir.
SATICININ İKİNCİ EL ARAÇ SATIŞINDAN SORUMLULUĞU VE KURTULMA ŞARTLARI
Satıcı, satış anında var olan ancak sonradan ortaya çıkan gizli ayıplardan, bu ayıpları bilmese dahi sorumludur (TBK m. 219).
İkinci el otomobil satışında satıcının ayıba karşı sorumluluğu, aracın satış anındaki nitelikleri ile sözleşmede kararlaştırılan veya dürüstlük kuralı gereği beklenen nitelikler arasındaki olumsuz farktan kaynaklanır.
Satıcı, satış anında mevcut olan ancak alıcı tarafından bilinmeyen gizli ayıplardan (motor arızası, şanzıman kusuru, kilometre düşürme vb.) kusuru olmasa dahi sorumludur.
Alıcının haklarını kullanabilmesi, satışın hukuki niteliğine göre değişen gözden geçirme ve bildirim yükümlülüklerini yerine getirmesine bağlıdır. Sürecin başında yapılacak bir delil tespiti, ayıbın kaynağının ve satış anındaki varlığının ispatı açısından davanın kaderini belirleyen en önemli unsurlardan biridir.
● Ağır Kusur Karinesi: Satıcılığı meslek edinen kişilerin (galerici), sattıkları aracın ayıplarını bilmesi gerektiği kabul edilir. Bu kişilerin "ayıbı bilmiyordum" savunması ağır kusur karinesini ortadan kaldırmaz. Bu durum, bildirim sürelerinin kaçırılması halinde dahi satıcının sorumluluktan kurtulmasını engeller (TBK m. 225).
● Sorumluluktan Kurtulma: Satıcı, alıcının satış anında bildiği veya yeterince gözden geçirseydi görebileceği ayıplardan sorumlu değildir (TBK m. 222). Örneğin, ekspertiz raporunda belirtilen "yağ kaçağı" uyarısını dikkate almayan alıcı, sonradan bu nedenle tazminat talep edemeyebilir.
● Yaş ve Kilometre Etkisi: Aracın yaşı ve yüksek kilometresi bazı arızaların "beklenen kusur" veya "olağan kullanım sonucu yıpranma" olarak değerlendirilmesine neden olabilir; bu durumda gizli ayıp iddiası reddedilebilir.
● Kullanıcı Hatası Ayrımı: Arızanın satış anındaki bir ayıptan mı yoksa alıcının hatalı kullanımı (yanlış yakıt, zorlama vb.) sonucu mu oluştuğu bilirkişi incelemesinde en çok tartışılan konudur.
● Yargılama veya delil tespiti sırasında düzenlen bilirkişi raporlarında arıza tarihinin satış tarihine yakınlığı, satın alınırken bu gizli ayıbın mevcut olup olmadığı, arızanın yeni alıcıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, satış sırasında bu arızanın olağan inceleme ile anlaşılıp anlaşılamayacağı, satıcının satış esnasında sunduğu kriterlerin doğruluğu, delil durumu, arızanın üretim kaynaklı olup olmadığı, satıcının ayıptan sorumluluğu, arızanın giderim maliyeti, servis süresi, taraflar arasındaki varsa ihtarname ve bildirim süreçleri yönünden detaylı inceleme yapılarak bu durumdaki ayıbın niteliği ve sorumluluk tespit edilmelidir.
ALICININ SEÇİMLİK HAKLARI VE TAZMİNAT TALEBİ
Ayıbın varlığı halinde alıcı TBK m. 227 veya TKHK m. 11 uyarınca şu hakları kullanabilir:
1. Sözleşmeden Dönme: Aracı iade edip bedeli faiziyle geri alma
2. Bedel İndirimi: Ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme. Burada "Nispi Metot" uygulanır; aracın satış tarihindeki ayıpsız değeri ile ayıplı değeri arasındaki oran, satış bedeline uygulanır .
3. Ücretsiz Onarım: Tamir masraflarının satıcıdan tahsili.
4. Ek Tazminatlar: Değer kaybı, çekici masrafları, ekspertiz ücreti ve aracın tamirde kaldığı süredeki ikame araç (mahrumiyet) bedeli talep edilebilir.
5. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.
DAVA SÜRECİ
● Görevli Mahkeme: Tüketici işlemleri için Tüketici Mahkemesi; tacirler arası satışlar için Asliye Ticaret Mahkemesi; şahıslar arası satışlar için Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
● Zamanaşımı: Satıcı ayıbı ağır kusur veya hile ile gizlemedikçe, davalar teslimden itibaren 2 yıl içinde açılmalıdır (TBK m. 231). Ağır kusur veya hile ile ayıbı gizleme durumlarında 2 yıllık süre geçerli değildir.
● Yargılama Giderleri: Davayı kazanan tarafın yaptığı bilirkişi, keşif, harç ve vekalet ücreti giderleri karşı tarafa yükletilir.
● Bunun yanında dava kapsamında seçilecek alıcı hakkı talebinin yanında genel hükümlere göre tazminat, bedellere faiz, yargılama gideri, süreçte yapılan noter masrafı, delil tespiti masrafları, çekici masrafları gibi diğer masrafların da satıcıya yüklenmesi talep edilmelidir.
KABUL KARARLARININ İCRASI VE İSTİNAF
Bu tür davalarda verilen kararlar, kural olarak kesinleşmesi beklenmeden icraya konu edilebilir.
Kararın ilamlı icraya konun edilmesi durumunda karşı taraf "tehir-i icra" (icranın durdurulması) kararı alarak, icra dosyasına gerekli ödemeyi depo eder ya da o tutarda teminat gösterirse bu konudaki icra takibini durdurabilir.
İcranın durdurulması dışında bu kararlar niteliği ve miktarına göre üst mahkeme başvurularına konu edilebilmektedirler.
MAHKEME MASRAFLARI
Dava açılırken harçlar ve yargılama sırasında ödenecek masraflar ( bilirkişi, posta ücretleri vb.) davacı tarafından yatırılır. Davanın kazanılması durumunda bu giderler ve avukatlık ücreti karşı taraftan tahsil edilir.
GİZLİ AYIP NEDENİYLE DEĞER KAYBI TAZMİNATI
Ayıplı araç tamir edilmiş olsa dahi araçta değer kaybı oluşabilir. Bu durumda alıcı, onarım bedeli dışında değer kaybı tazminatı da talep edebilir.
Türk Borçlar Kanunu m. 227 uyarınca alıcının seçimlik haklarının yanında ayrıca tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır.
Bu konu doktrin ve yargı kararlarında tartışmalı olmakla birlikte bu yazımızda şahsi görüş ve araştırmalarımız neticesinde varılan sonuç yer almaktadır.
TBK’nın 818 sayılı Borçlar Kanunu’na getirdiği en önemli yeniliklerden biri de TBK m. 227 uyarınca alıcının seçimlik haklarının yanında satılanın ayıplı olarak teslimi sebebiyle maruz kaldığı zararlar için genel hükümler uyarınca alıcıya tazminat isteme hakkının tanınmış olmasıdır.
TBK m. 227/2’ye ilişkin kanun gerekçesinde bu konuya açıklık getirilmiştir;
“…öğreti ve uygulamada da kabul edildiği gibi, alıcının hangi seçimlik hakkı kullanmış olursa olsun, ayrıca satılanın ayıplı tesliminden dolayı uğradığı zararlar için genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı tutulduğu belirtilmektedir. Ancak, alıcının satılanın ayıplı olması nedeniyle dönme hakkını kullanmasının sonuçlarının, 229. maddede düzenlendiği göz önünde tutulursa, onun dönme dışındaki diğer seçimlik hakları ile birlikte, uğradığı zararın giderilmesini, genel hükümlere göre isteyebileceğinde bir duraksama yoktur”.
Kanunda değer kaybı adı altında istenen tazminatın 6098/TBK bağlamında ayrı bir tazminat türüdür. Bu değer kaybı kanunun saydığı seçimlik haklar dışında ayrı bir genel tazminat türüdür.
Bu konuyu derinlemesine ele alan Terazi Hukuk Dergisi, Cilt: 16, Sayı:177 ,Mayıs 2021, Sayfa: 1000-1003'te yer alan Mehmet Akif TUTUMLU'ya ait makalede :
''Hemen belirtelim ki değer kaybı kavramı ile kastedilen, tüketicinin ayıplı mal nedeniyle kullandığı seçimlik hakları ile karşılanamayan maddi zararlardır. Başka bir deyişle, ayıp nedeniyle malın ticari (piyasa) değerinin düşmesi nedeniyle alıcının uğradığı maddi zararın karşılanması için talep edilen tazminat, değer kaybı tazminatı olarak adlandırılmaktadır.
Bu açıklamaya göre sorunun çözümünde şu ölçütün esas alınması gerektiğini düşünüyoruz:
Onarımla maldaki ayıp tamamen giderildikten sonra alıcının (tüketicinin) karşılanması gereken bir zararı bulunmuyorsa TBK anlamında bir tazminat istenemez. Ancak onarımla maldaki ayıp giderildikten sonra, onarım nedeniyle malın ticari (piyasa) değeri düşmüş ise alıcı (tüketici), TBK m.227/II bağlamında satıcıdan değer kaybı tazminatı talep edebilir.
Şu hâlde maldaki değer kaybının seçimlik haklarla (bedel indirimi, onarım bedeli)giderilmesi mümkün olmadığından, alıcı (tüketici), ayıplı mal satışından dolayı, hem seçimlik haklardan birini hem de değer kaybı tazminat talebini aynı anda satıcıya yöneltebilir.'' denmektedir.
Bu yönde Bahar Öcal Apaydın, TBK ve CISG Uyarınca Taşınır Satımında Ayıplı İfa Halinde Satıcının Sorumlu Olduğu Maddi Zarar (Ankara: 2021), s. 213-214 ' te aynen :
''Zira maldaki ayıp tamamen giderilse dahi, maldaki değer kaybının nedeni malın ayıplı olması ve bu suretle piyasa değerinin düşük takdir edilmesidir. Diğer bir deyişle, maldaki ayıp tamamen giderilse dahi, malın onarılmış olması nedeniyle onarılmamış olan mallara göre değerinin daha düşük takdir edilmesi söz konusu olmaktadır. Özellikle motorlu araç, iş makineleri, bilgisayar gibi araçların onarım görmüş olması, bu tür malların ticari değerinin düşmesine neden olmaktadır.
Diğer bir deyişle, satıcı ayıplı mal teslim etmemiş olsaydı, malın onarımı ihtiyacı doğmayacak ve malın onarım nedeniyle takdir edilen düşük değer alıcının mal varlığında bir eksilmeye yol açmayacaktı.
Onarım nedeniyle maldaki değer kaybı, malın yeniden satışı aşamasında ortaya çıkan, alıcının kar mahrumiyeti kapsamında değerlendirilecek bir zarar kalemidir. Onarım suretiyle maldaki değer kaybı nedeniyle malı kendi alıcısına indirimli satmak zorunda kalacak alıcı, bu indirim nedeniyle mahrum kaldığı karı ayıplı mal teslim eden satıcıdan talep edebilir.''
Bu yönde Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 22.9.2020, E. 2020/4254, K. 2020/4590 sayılı kararında :
''...Bu açıklamalar ışığında somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi incelemesinde, dava konusu araçta ortaya çıkan arızaların kapı fitilleri dışındakilerin yetkili servis tarafından gerçekleştirilen onarımlar ile giderilmiş olduğunu bildirilmiştir. Hal böyle olunca mahkemece, davacının seçimlik haklarından misli ile değişim hakkını kullanmasının TMK'nın 2. ve 6502 sayılı yasa 11/3. maddeleri uyarınca hakkaniyete ve taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesine aykırı olacağından, aracın kapı fitillerine ilişkin AYIBIN GİDERİM ve var ise ARAÇ DEĞERİ ÜZERİNDE OLUŞTURACAĞI DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ Bilirkişi marifetiyle tespit edilerek bu ayıp nedeniyle seçimlik hakkından bedel indirim uygulanmasının uygun olacağı değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde ayıpsız misli ile değişimine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.''
Yine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 16/09/2019, E. 2016/21615, K. 2019/8292 sayılı kararında :
''...söz konusu onarımların davacının taşınmazında bir değer kaybına yol açıp açmadığı ve davacının kanunun aradığı şekilde bu onarımlar nedeniyle onarım bedelleri hariç bir zararı bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeyle ve yanılgılı gerekçeyle kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.''
Yine Ankara BAM 3. Hukuk Dairesi, 19.11.2019, E. 2019/1460, K. 2020/1702 sayılı kararında:
“Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yanlış yakıt dolumu nedeniyle sıfır km aracın motor bölümünde zarar meydana geldiğini, bu yüzden aracın tamir gördüğünü, bu durumun aracın ikinci el piyasa değerinde azalmaya yol açacağını, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, yakıt dolumu nedeniyle müvekkilinin 285 TL konaklama ücreti, 80 TL otobüs bileti ücreti, 270 TL araç kiralama ücreti ve 150 TL araç içindeki mevcut yakıt bedeli kadar zararı bulunduğunu, parça değişimi yapılan araçta değer kaybı meydana geleceğini, eksik inceleme ile araçta değer kaybı olmadığına karar verildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Dava dosyası içeriği, ilk derece mahkemesi gerekçesi ile özellikle de, yargılama sırasında usulüne uygun düzenlenen bilirkişi raporlarına göre, yanlış akaryakıt dolumu sonucunda araçta oluşan ve onarımla giderilen arıza nedeniyle araçta herhangi bir değer kaybının meydana gelmediği anlaşılmakla davacının istinaf başvurusunun esastan reddine.”
Karar verilmiş olup bu kararın mefhum-u muhalifinden de araç onarım bedelinin yanında varsa değer kaybı tazminatı da istenebileceği sonucuna varılmaktadır.
Bu anlamda satıcının sorumlu olacağı bir ayıp sonucunda tamir masraflarının dışında araçta bir değer kaybı oluşmuş ise bu durumda genel hükümlere göre bunun da talep edilmesinin faydalı olduğu kanaatindeyiz.
Doktrin ve Yargıtay kararlarında da, onarım sonrası aracın piyasa değerinde düşüş meydana gelmesi halinde değer kaybı tazminatı talep edilebileceği kabul edilmektedir. Bu nedenle satıcının sorumlu olduğu bir ayıp sonucunda araçta değer kaybı oluşmuşsa, bu zararın da talep edilmesi mümkündür.
Adalet Mahallesi Folkart Towers B Kule
3408 Bayraklı İZMİR
+90539 841 66 76
turkernamiye@gmail.com


Bu sitede bulunan bilgilerin güncelliğine dair bir teminat verilmemektedir.
